Limter-İş Tuzla Tersanler Bölgesi'nde iki işçinin daha yaşamını kaybettiğini duyurdu. Tuzla Tersaneler Bölgesi'nden iki iş cinayeti haberi daha geldi. Bu ölümler tersanelerdeki işçi katliamının kamuoyuna yansıyandan çok daha büyük olduğuna dair işçi görüşlerini doğruladı.
Tersane işçileri iş cinayetlerinin her gün hemen her tersanede yaşandığını ve sadece işçilerin tersanelerde yaşamını kaybetmesi halinde ölümlerin kayda geçtiğini, hastanelere kaldırılan yaralı işçilerin ise kural dışı çalışmadan ötürü akıbetlerinin öğrenilemediğini belirtiyorlardı.
Limter-İş Sendikası bugün 12 Şubat ve 17 Şubat tarihlerinde yaralı olarak hastanelere sevkedilen iki işçinin hayatlarını kaybettiğini duyurdu. GEMTİŞ Tersanesi'nde kaynakçı olarak çalışan Osman Göç adlı işçi 12Şubat'ta kaynak dumanından zehirlenerek hastaneye kaldırıldı.Arkadaşları tarafından hastaneye götürülen işçiyi doktorlar "Bir şeyin yok" diyerek evine gönderdi. Fakat, gece saat 24.00 civarlarında fenalaşarak tekrar hastaneye taşınan Osman Göç, duman zehirlenmesine bağlı olarak kalp durması sonucu hayatını kaybetti.
Tersane işçisi Mikail Kavak öldü!!!Sıra kimde?
17 Şubat tarihinde ise Selahattin Aslan Tersanesi'nde oksijen tüpü patlaması sonucu ağır yaralanan Hasan Köse isimli işçi kaldırıldığı hastanede yaşamını kaybetti. Köse'nin oksijen tüpünün patlamasının ardından çıkan yangında vücudunun yüzde 80'inin yandığı belirtildi.
Onur Boyoğlu (14 Ocak), Metin Turan (4 Şubat), Cevat Toy (12 Şubat) ve Mikail Kavak'ın (16 Şubat) ardından Osman Göç ve Hasan Köse ile 2008 yılında Tuzla Tersaneler Bölgesi'nde yaşamını yitiren işçilerin sayısı altıya yükseldi. Ölümlerin hemen hepsinin önlenebilir iş kazaları olduğunu vurgulayan Limter-İş taşeronluğun kaldırılması, sektörün ağır sanayi iş koluna alınması ve tersanelerin inceleme ve denetime açılması taleplerinin derhal yaşama geçmesi gerektiğini vurguladı.
[get this widget]
25 Şubat 2008 Pazartesi
Tersane değil Ölüm Kapmları
Batılılar geldiklerinde ...
Batılılar geldiklerinde ellerinde İncil, bizim elimizde topraklarımız vardı. Bize, gözlerimizi kapayarak dua etmesini öğrettiler. Gözümüzü açtığımızda ise; bizim elimizde İncil, onların elinde topraklarımız vardı.
Kenya Kurucu Devlet Başkanı
KENU KENYATTU
[get this widget]
TEKEL işçisi bir ateş topu
Sendikacılar bıraktı, polis saldırdı
Bekleme sürecinde sloganlar hiç susmadı. TEKEL işçisinin alandaki kararlı duruşu artık net bir çözüm istediklerini açıkça gösteriyordu.Hava şartlarından dolayı yolların kapalı olması nedeniyle birçok ildeki işçiler eyleme gecikerek katıldı. Sendika eylemi başlatmak için bu illerden gelecek işçileri beklediğinin duyurusunu yaptı. Saat 16.00 gibi kurulan kürsüden konuşmalar başladı. İlk olarak eyleme destek için gelen kurumların adı sayılarak teşekkür edildi. Eyleme Türk-İş'ebağlı sendikaların hemen hemen hepsi katılarak destek verdi.İşçiler bu işi çözmeye gelmişti. Kürsüden sendika yöneticilerinin konuşmaları başlayınca işçiler de hareketlenmeye başladı. Yapılan konuşmaların kısa kesilmesini "Neolacak? Ne yapacağız? Onun belirtilmesini istiyoruz" şeklinde sürekli kürsüye müdahale edildi. Konuşmalar sloganlarla kesildi. Bazı konuşmalar bu yüzden tamamlanamadı. Asıl hareketlenme ve tepkilerin sertleşmesi Tek Gıda-İş Genel Başkanı'nın yaptığı konuşmanın ardından görüldü. Genel Başkanın konuşması ilk elde işçiler tarafından desteklendi. İşçiler "Vur de vuralım, öl de ölelim", "İşçiler seninle gurur duyuyor" gibi destekleyici sloganlar attılar konuşma boyunca.Önce kürsüye yüklendilerAma ihaleye 4 teklifin geldiği açıklaması sonrasında eylemin bir oldu bitti ile sonlandırılmaya çalışılması ve işçilere "illerinize dönün mücadelemiz sürecek... Fabrikalar orada. Cumartesi başkanları olağanüstü toplantıya çağırdık. Öyle bir eylem yapacağız ki daha öncegörülmemiş bir eylem olacak" gibi açıklamalarla illere yollamak isteyen sendikacılar karşıların da işçileri buldular. İşçiler kürsüye yürüyerek konuşmacılara müdahale ettiler. "Hani ölmek var dönmek yokdiyordunuz" şeklinde tepkilerini dillendirdiler.Sonra Özelleştirme İdaresi binasına Sendika yöneticilerden umudu kesen işçiler Özelleştirme İdaresibinasının tel örgülerine yüklenerek aşmaya çalıştılar. İşçilerin tepkilerini kontrol altına alamayacaklarını anlayan sendika bürokratları eylem alanını terk ettiler. Genel başkanla işçiler arasında sert tartışmalar yaşandı. Bundan sonra eylemin kontrolü işçilerin eline geçti. İşçiler alanı terk etmeyeceklerini TEKEL'in özelleştirme kapsamından çıkartıldığı açıklaması yapılana kadar evlerine dönmeyeceklerini belirttiler.Polis ablukaya aldı. Sendika yöneticilerinin işçileri alandan çıkartmaya çalışması üzerine ilk olarak Ziya Gökalp Caddesi çift yönlü olarak trafiğe kapatıldı. Ardından yeniden bekleme alanına dönüldü burada kitle ikiye ayrıldı. bir kısım bekleme alanına dönerken bir kısım da Kurtuluş Parkı'nda beklemeye başladı.
[get this widget] Etiketler: EKONOMİ, İŞÇİ, SENDİKA 0 yorum • zaman: 06:01
09 Şubat 2008 Cumartesi
SİVİL İTAATSİZLİK - RESMİ İTAAT
-"Ön taraf doldu lütfen arka kapıdan binin" diyordu şoför.
Dün akşamki eve gidiş maceram bu. Midibüs daha merkezden çıkıp mahallelere girmeden tıka basa dolmuştu. Dikkatimi çeken arka iniş kapısında ayakta duran trafik memuru oldu.
Zira midibüs şöförü "ön taraf doldu ücretleri verin arka kapıdan binin" dediğinde , dışarda akşam evine erken gitmek isteyen bir güruh , arka kapıdan girdiklerinde ilk karşılarına çıkan kişi olan Trafik memurunu umursamadan , onu ve diğer yolcuların yerlerini sıkıştırarak kendine yer açmaya çalışıyordu .
Şoförün 5 ya da 6. kez ,
- "arkadan binin" komutundan sonra ,
arka taraftaki yolcular homurdanmaya hatta bağırışmaya başladılar. Kapının ağzında ancak yolculuk yapabilecek bir iki yolcu , arka kapıya gelen yolcuları tekrar ön kapıya yolladı.
Bu eylemden cesaret alan arka taraf yolcuları tekrar şoföre söylenmeye başladılar. İşte bu aşamada trafik memuru söze girdi
-"arka doldu arkadan alma kardeşim!" .
Bu ince sesi duyduğumda aklımdan geçenler şu oldu;
- -Devlete sağduyulu yön verebilecek kitle yine bu halktır.
- Halkta sağduyunun oluşması için ahlaki değerlerin yıpratılmamış olması gerekir.
- Yıpranan ahlaki değerleri şuanda toplumun(cuma namazları aracılığıyla da olsa) %40 na ulaşan diyanet işleri ve belki Türkiye'nin %2 sinin (Cuma geceleri) gittiği Cemevleri onarmaya çabalarken,özellikle televizyon yayıncılığının, ki buna dijital kanallar da dahil,bu onarma halini tersten etkilediği ortadadır.
- Amerika ve Avrupa kökenli dizilerin ve filmlerin çoğu hatta çizgifilmlerin bir kısmı kontrolsüz şiddet,kontrolsüz cinsellik ve argo deyimler ile doludur.Söz konusu halka "iletilen" kültür, yerli kimliklerimizle ve kültürümüzle çelişmektedir.
- Politik sebeblerden yapılan ırksal temelli ayırımlar,yani kürtün,lazın,çerkezin,roman - çingenenin kendine has kültürü olsa da bu kültürler anadolu içerisinde hazmedilmiştir.Yani bir Türk için artık bir çingenenin , bir çerkez veya lazın,kürtün yaşamış olduğu kültürel ve etik yaşam tarzı hiç de yabancı bir kültür değildir.
- Türkiyedeki halklar 1000 yıllık bir süreçte bir daha çözülmemesine kaynaşmışlardır.
- İşte bu binlerce yıllık süreçte oluşmuş toplumsal değerler bizi Toplumsal bilinçaltımızı anlamaya zorluyor.
[get this widget] Etiketler: SORULAR, TÜRKİYE YALANLARI, YİTİRİLEN UMUTLAR 0 yorum • zaman: 02:49
TR - BAN
Türbanın üniversitelere anayasal düzenleme ile girdiği bu günlerde,geçmişimizi bir tahlil edip onan göre bir şeyler söylemek gerektiğini düşündüm bugün.
Öyleyse türban konusunda bir şey söyleyebilmek için 1980 Askeri Darbesi öncesi ve sonrasında Siyasi islam'ın ozamanın derin ve yüzeysel devleti tarafından desteklendiğini anlatmamız gerekiyor.
İsmet İnönü'den itibaren İmam Hatip Meslek liselerinin sayısı artmıştır.
Gerek 70 lerde gerekse 80 deki Askeri Darbelerde Milliyetçi ve sol akımlar ezilmiş ancak siyasal islami akımlara müdehale edilmemiştir.
Ülkeyi terkeden Erbakan Hoca tekrardan Devlet tarafından Türkiyeye getirilerek Nizam Partisi ve Milli Görüş Siyasi hareketi için taban yaratılmıştır.
Gazi Mahallesi ve Sivas Madımak Oteli Katliamları ile dini anlamda halk kutuplara bölünmüştür.
Siyasal islamın Şeriat geliyor dediği noktada Müslüm Gündüz , Fadime Şahin olayları gündeme getirilerek halkın gözünden tekrar düşürülmüşlerdir.
Görüdüğüm kadarıyla siyasi islamın bu yükselişi karşısında ilk önce Sözde Hizbullah -El kaide bağlantılı Antep Hücre evleri izole edilmiş görünse de... Ilımlı islamın bir bacağını sakatlamak ve halkın gözündeki popülerliğini düşürmek için yine bir kaç uç gurup ve soytarı medyaya çıkarılacak ve gündem bu konularla işgal edilecektir. Önümüzdeki günlerdeki gelişmelerin beni teyid edeceğini umuyorum.
[get this widget]
ÜRETİM KOOPERATİFLERİ - İŞSİZLİĞİN ALTERNATİFİ
[get this widget] Etiketler: EKONOMİ 0 yorum • zaman: 02:36
BİZ KAÇARSAK GELECEK YAKALAR BİZİ !
İnternette batak , okey , tavla , dama gibi oyunlardan tutunda ,internet üzerinden web tabalı oynanan "ogame" tarzı oyunlardan , gelişmiş grafikleri ile dikkat çeken SilkRoad Online , Mu Online , Knight Online gibi oyunları da eklersek , Türkiyede evinde internet olan evlerde ya da internet kafelerde çocuklar ve yetişkinler bu oyunları oynuyorlar.
Milyonlarca insan birbirini tanımadan , yaşam karşısında hala acemiyken ,ustalaşma pişme kaygısı taşımadan ve aslında NE İÇİN YAŞADIĞINI BİLMEDEN kendilerini bulanık bir suya bırakmış durumdalar . Kendi çocukluğumda biz de buna benzer şeyler yapardık arkadaşlarımızla , ATARİ SALONLARI na gider orada saatlerimizi geçirirdik , ailemizin bize verdiği harçlıkları oralarda harcardık .
Burada bireysel anlamda Ailenin Çocuk Eğitiminin , Arkadaşlık ilişkinsini faydalı yada faydasız kıldığını görebiliriz . Aileler iyi eğitimli olup , çocuklarını da iyi eğitirlerse,geleceğin arkadaşları belki bizden daha iyi arkadaşlık edecekler , geleceğin dostları, sevgilileri, aşkları ve hatta POLİTİKACILARI hepsi bizim ellerimizde.
Ya biz,Biz kendi derdimize yanıyoruz.Çoğu zaman yanlızlık,yanlış anlaşılma,kendini ifade edememe,kendini ifade edecek ortam bulamama bizleri yakıcı bir şekilde atıl olmaya sürüklüyor.Biz Kaçarsak Gelecek yakalar bizi,Canımızı yakar,Çünkü Geleceğin elleri eşimizdir,çocuklarımızdır ve hatta ölüm.
[get this widget] Etiketler: YİTİRİLEN UMUTLAR 0 yorum • zaman: 02:29
